Afkule Manastırı, denizden 245 m yükseklikte kalker bir kayalığın batı
yamacında, denizden kuş uçuşu 230 m uzaklıktadır. Afkule Manastırı'na
gitmek için Kaya Mahallesi'nden Gemile Koyu'na giden asfalt yoldaki
Afkule Kamping'in batısındaki orman yoluna girmek gerekmektedir. Oldukça
bozuk, stabilize bu orman yolu 950 m sonra araç trafiğine kapanmaktadır.
Afkule Manastırı'na ulaşım bundan sonra yaklaşık 870 m'lik küçük bir
patikadan sağlanmaktadır. Patikanın büyük bir bölümü boşluklu kapalı
ormanla çevrilidir. Patikanın kuzeyinde, patikanın bir bölümüne paralel
olarak eşlik eden Akkula Deresi bulunmaktadır. Akkula Deresi günümüzde
mevsimlik bir dere özelliğinde olup daha çok sel yatağı niteliğindedir.
Patikanın en büyük risk potansiyelini Afkule Manastırı'na inen yamaç
oluşturmaktadır. Yamaç boyunca bazen zikzaklar şeklinde, bazen de dik
açılarla inen bu yolak, küçüklü büyüklü basamaklar, kaba toprak ve
taşlardan oluşturulmuştur.
Patikada ilk karşılaşılan kültür varlığı, patikanın batısında, Afkule
Manastırı'nın bulunduğu yamacın üst kısmındaki sırtta yer alan 1 nolu
yapıdır "Şekil 3.". Yapı doğu-batı doğrultulu, dikdörtgen planlı, kesme
blok kireç taşlardan yapılmıştır. Yapının iç mekânındaki kuzey ve güney
duvarında karşılıklı olarak yapılmış, dört sağır kemer bulunmaktadır.
Yapı gerek yapım tekniği gerekse mimari özelliği açısından Afkule
Manastırı'na oranla daha erken bir döneme aittir. Yapı çevresindeki ve
iç mekânındaki moloz yığınları, yapıyı ziyaret ve dolaşım açısından
tehlikeli kategorisinde değerlendirmemize neden olmuştur.
Çevre duvarları manastırların tanımlanmasında belirleyici olan en önemli
unsurlardan biridir. Afkule Manastırı'nın bulunduğu topoğrafik yapı,
manastırın yalnızca güney ve güneybatı yönünden bir çevre duvarıyla
koruma altına alınmasına neden olmuştur. Doğu batı doğrultulu çevre
duvarı, inşa edildiği topoğrafyaya uygun olarak güneybatıya doğru
kıvrılmakta ve burada bulanan küçük bir kapı açıklığıyla sonlanmaktadır
"Şekil 7". Güney çevre duvarı, tuğla dolgulu, horasan harçlı, gri kireç
taşlarından yapılmıştır. Giriş kapısının güneydoğu yamacı istinat
duvarlarıyla güçlendirilmiştir. Manastıra giriş, basık kemerli bir
kapıdan gerçekleştirilmektedir. Kapının kemer bölümünde ise taş yerine,
taşa oranla daha hafif ve kemer inşasını daha da kolaylaştıran tuğla
tercih edilmiştir. Kapıdan tek bir basamakla manastır avlusuna
girilmektedir. Güney çevre duvarının avluya bakan yüzünde daha belirgin
görülen hatıl delikleri, avlunun bu bölümünün bir sundurmayla örtüldüğünü
göstermektedir.
Avluda teraslama sistemiyle oluşturulmuş, kuzey güney doğrultulu geniş
sahanlıklar yapılmıştır. Avlunun doğusundaki ana kayanın kuzey köşesinde
bulunan doğal kaya boşluğunun güney ve batı kesimleri taş duvarlarla
örülerek küçük bir mekâna (4 Nolu Mekân) dönüştürülmüştür "Şekil 8.". Ana
kayanın zemin seviyesindeki 4 nolu mekânın giriş kapısı, batıya
bakmaktadır. Giriş kapısının yanında (kuzey tarafında) açılan yatay,
dikdörtgen bir pencere ile mekân aydınlatılmıştır. Doğal kaya
boşluğundan oluşan 4 nolu mekân, doğu batı doğrultulu ayırıcı bir
duvarla ikiye ayrılmıştır. Ayırıcı duvar üzerindeki mazgal pencere,
ışığın aynı zamanda diğer küçük odaya da ulaşmasını sağlamıştır. Bu
mekândaki kaçak kazıların yarattığı tahribat, yapının gerek planını
gerekse de kullanış amacını tespit etmeyi imkansızlaştırmaktadır. Ancak
mekânın boyutları, yapının hücre (inziva alanı-çilehane) olarak hizmet
vermiş olabileceğini düşündürmektedir. 4 nolu mekânın batı duvarındaki
tahribat, 6 nolu mekânın apsisine açılmaktadır.